Çanakkale-İzmir karayolunda Eğer Çanakkale yolundan geliyorsanız yol üzerindeki Ezine ilçesinden ulaşılınıyor bu küçük adacığa. Ezineden bindiğiniz bir minübüs dar yolda ilerlerken bir kaç köy yolunuzun üzerinize çıkar. 1915'te başlayan o insanlık tarihihinin ayıbı 1.Dünya savaşında, bu köylerin hemen her metrekaresinde askeri yığınaklar varmış. İzmir üzerinden geldiyseniz bu karayolunun deniz tarafında çalılıklar ve denize sırtını vermiş küçük koruluklar göreceksiniz. İşte bir taraftan Çanakkaleye çıkan bu yolun bitiminde sert Kuzeyege rüzgarını bağrında besleyen, lodos fırtınalarında mahsur kalmış Bozcaada yolcularını misafir eden oduncu iskelesiyle karşılaşrısınız. Eğer yaz aylarında değil sonbahar bitiminde ya da kışın ilk günlerindeyseniz yüzünüze çarpan soğuk rüzgarın içinize çektiğiniz Ege rüzgarını günlerce unutamazsınız. İskelenin karşısında birkaç koopeatif evini geçtikten sonra adayı tam olarak gözetleyen camlarla kaplı küçük cafe'de oturup saatlerce Bocaadayı seyretmek istersiniz hep. Ada vapurunun sarsıla sarsıla gelişinin gürültüsünü duyarsınız. 300 metre ilerdeki Oduncu iskelesinin nihayetinde iskeleye yanaşmaya çalışan Ada vapuruna binmekte acele eden yolcular, az sonra çıkacak fırtına öncesi, evlerine ulaşabilmenin telaşını yaşarlar. ve günbatımına kadar sürecek bu tatlı telaşe yaz aylarında günün geç saatlerine kadar sürer. Bir kaç seyyar satıcı özellikle yabancı turistlerin ilgilendiği Çanakkale hatırası kartpostal, çakmak gibi hediyelik eşyalarını satmaya çalışırken, rüzgarın uğultusuyla yolcuların hararetli konuşmaları arasında çay satmaya kalkan cafe görevlisinin o sarsıntıda nasıl oluyorda elindeki çay tepsisini o kadar dengeli taşıdığına şaşırırsınız. Eğer okulların kapanmadığı bir zamandaysa yolculuğunuz, çeşitli okul üniformalarıyla koşturup duran öğrencilerin çığlıklarını denizden yükselen sesle karışıp ayrı bir ahenk topu oluşturduğunu hisedersiniz. Bir kaç meraklı yolcu elllerindeki dürbünle denizi ya da adayı seyretmeye çalışır. Yeni yetme kızlı erkeli bir grup genç, cep telefonlarının kameralarıyla vapurun korkuluklarına yaslanıp poz veren arkadaşlarının fotoğraflarını çekmeye çalışır. Eğer zaman akşam üzeri ve biraz da sakinse deniz, adadaki restoranların hopörlerinden çıkan müziğin sesiyle sürekli yer değiştiren yakamozların inanılmaz ahengini hissedersiniz. Yüzyıllara ev sahipliği yapmış bu minicik adanın yerini ışıklandırılmış heybetli kalesini gördüğünüzde TENEDOS'a ulaştığınızın farkına varırsınız. TENEDOS, Dünya'nın en kaliteli şaraplık üzümlerinin yetiştiği, 2000 i bile bulmayan nüfusuyla Osmanlıyla Yunanlılar arasında hep mübadele konusu yapılmış TENEDOS...